Bir Dostu Kaybetmek

Dost nedir? Sordunuz mu hiç kendinize? Kafanıza takacak o kadar çok şeyiniz varken, üzülecek o kadar çok probleminiz varken aniden çıkan yeni bir gelişme… Bir dostunuz sizi bırakıp gidiyor. Tam da bir sürü plan yapmışken, birçok şeyinizi ona bağlamışken, sizi terk edip gidiyor. Ardında sizi bırakacağını gideceği gün söylüyor. Yeni günde yanınızda olmayacağını, bir derdiniz olduğunda onunla paylaşamayacağınızı anlatıyor.

Çok önemli değil diyorsunuz, ne çok insan geldi geçti hayatımdan diyorsunuz. Aniden bunun diğerlerinden farklı olduğunu farkediyorsunuz. Hiçbirine benzemiyordu bu. Neden olmuştu ki şimdi bu gözdeki şişkinlik? Hafiften zorluyordu göz kapaklarını. Başka bir şeylerle uğraşmak istediniz, elinize geçen ilk şeyle oynamaya başladınız. Ne yaptığınızın siz bile farkında değilsiniz. Sadece eliniz oynuyor reflekslerinizle. Hiçbir şey düşünmek istemiyorsunuz. Sadece oturuyorsunuz. Boş, duygusuz bakıyorsunuz. Yapmayı planladığınız şeyler aniden 45 dk erteleniyor. Kendinizi bir anlığına kaybediyorsunuz ve hatıralarınız canlanıyor gözünüzde. Ağlamaktan mı korkuyorsunuz? Hafif hafif geçiyor etkisi… Kabullenmeye başlıyorsunuz.

Aniden tekrar yanınıza geliyor. Size son bir şey söylüyor.

Ben çıkıyorum.

“Ne?” diyor kalıyorsunuz. Şimdi mi? Yıkılmak üzeresiniz.

Daha görüşürüz nasıl olsa…

Diyor. Ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Gülümsemeye çalışıyorsunuz onun karşısında. Ağlamaktan çekiniyorsunuz. Hafif bir gülümsemeyle sarılıyor ve birkaç saniye içinde ayrılıyorsunuz. Yüzüne bakmak istemiyorsunuz. Gözlerinizin ağırlaştığını görsün istemiyorsunuz.

Başka insanlar geliyor yanınıza.. İlgisizliklerine bakıyorsunuz. Farklı şeylerden, başka hayatlardan konuşuyorlar. sizinle alakaları yok ama sizi de o dünyaya, o atmosfere davet ediyorlar. Gitmek istiyor musunuz istemiyor musunuz siz bile kararsızsınız. Mecbur kalıyor ve çıkıyorsunuz kendi dünyanızdan… Ve geldikleri gibi gidiyorlar. Sizi bırakıyorlar ve yine kendi hallerindeler. Sizse eski dünyanızdasınız. Aynı bıraktığınız gibi, paramparça… Ne yapacağınıza karar veremiyorsunuz. Kaçıp kurtulmak mı yoksa iyice içine gömülmek mi bu ayrılığın.

İkinci darbenin de etkisi yavaş yavaş azalıyor. Kendinizi alıştırmaya çalışıyorsunuz; her anınızı bir de yalnız canlandırıyorsunuz beyninizde. Elinizden gelen bir şey yok. Olan oldu diyorsunuz. Suçlamak de istemiyorsunuz. O gidiyor. Siz düşünce diyarında sudan çıkmış balık gibi… Yere atılmış cam gibi…

davetsiz

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s