Mutlu Olmak Tercihtir!

CoxtaP oku : )

“Yaşamak ne güzel!” demek geliyor her an içimden.Bazen insanlar bu kadar karmaşık ve zor geçen hayat içinde benim gibi çiçeklerden böceklerden, hayatın güzelliğinden bahseden kişileri görünce garip garip bakıyor.

“Deli bu adam herhalde. Dolar yükselmiş, ekonomi berbat, dünyada sistemler çöküş sinyalleri veriyor, ne kadar paran olursa olsun kanser tedavi edilemiyor, memleket dışa bağımlı hale getirilmiş, kendi yiyeceğini bile üretemeyecek hale gelmiş bir ülkede yaşıyoruz, hala mutluluktan bahsediyor.”

Steve Jobs dünyanın sayılı zenginlerinden ve gerçekten çığır açan teknolojik bir imparatorluğun en tepesinde de olsa pankreas kanserinden ölünce insanlarda hep bu tip konuşmalar duyuyorum.

“Dünyalara da sahip olsan hayat geçici.” 

Sonra da asık suratlar ve karanlık konuşmalar…

İnsanlara “Geleceği nasıl görüyorsunuz?” dediğimde çizilen tablolar korku filmlerinden fırlamış gibi. Gittikçe bireyselliğin zindanına sıkışmış, toplumu birarada tutan değerlerin parça parça olduğu post modernist bir tablo var insanların kafasında. Hele genç neslin gelecek projeksiyonları hakkında konuşmak bile istemiyorum.

Ne oluyor bize arkadaşlar demek geliyor içimden.

Yaşamın bu kadar güzelliklerle dolu olduğunu, herşeyi değiştirecek gücün içimizde olduğunu ve hala mutlu olabilmemiz için onlarca sebebin bulunduğunu haykırmak…

“Mutluluk mu? Mümkün mü?”

Benim yaptığım hayal tacirliği değil, gerçekten ve yüzde yüzümle inanarak söylüyorum.

“Mutlu olmak ve bu hali sürdürmek mümkün.”

Mutluluğun tarifini yapmaya çalışalım bakalım. Neymiş bu meret şey?

Eminim herkesin mutluluk tarifi farklı olacaktır. Kimi elindeki parayla, kimi sağlıkla, kimi yaşadığı aşklarla ölçütlendirir mutluluğun derecesini. Şunu unutmayın yaptığınız tarif aslında sizin hayatınızda nelerin daha önemli olduğunu bilmeniz açısından birer ipucu.

Tek tek dinlenildiğinde, insanların zihinlerinde mutluluğu bir şeylerle koşullandırdığımızı görebilirsiniz. Daha çok alırsam, daha çok yersem, daha çok birlikte olursam, daha çok gezersem, daha çok, daha çok…

Farkında mısınız, hepimiz mutluluğu hayatımızda bir şeyleri arttırırsak yakalayabileceğimizi zannediyoruz.

Benim çok sevdiğim bir laf vardır:

“Geçici şeylerle, kalıcı mutluluğu yakalayamazsın.”

Genelde bizlerin mutluluğu yakalayacağımızı düşündüğümüz şeylerin, aslında geçici şeyler üzerine kurulduğunu farketmişsinizdir. O zaman şunu da bilin ki mutluluğu koşullandırdığınız şeye sahip olduğunuzda sizde yarattığı his sadece bir süre kalacaktır. Bir süre sonra yeni bir arayış başlayacak ve bu böyle sürecek. Demek ki sır birşeylere sahip olmakta yatmıyor.

Ben size mutluluğun sırrını açıklıyorum:

“Mutlu olmak bir tercihtir.”

Sizin hayata bakışınızda ufak bir değişim, sizi bu ruh haline sokabilir. Yani aslında biz mutlu olmayı istediğimizde, koşul, ortam ne olursa olsun, sadece bakış açımızı değiştirerek yakalayabiliriz bu güzelliği.

Mutluluğun dışarıdan değil, içimizden kaynaklandığını insanlar artık bilmeli. Aynı zamanda mutluluğun bulaşıcı bir virüs gibi kolayca yayıldığını da unutmayın. Karşınızda huzur içinde gülümseyen insanlar gördüğünüzde ruh halinizin ne kadar çabuk cevap verdiğini deneyimlemişsinizdir.

Her sabah kalkıp doğan güne şükredin, aldığınız nefese, gördüğünüz, sahip olduğunuz her şeye. Aslında ne kadar çok mutlu olacak şeyin olduğunu farkedin.

Gülün olanca gücünüzle ve gözünüzün önüne koyduğunuz karanlık perde yerine, mutluluk perdesini tercih edin.

İnsanoğlunun bu tercihe ihitiyacı var.

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s